EKONOMİ Yayınlanma: 24 Şubat 2026 - 13:36 Mahfi Eğilmez Ekonomideki Psikolojik Kırılmayı Anlattı Mahfi Eğilmez, öğrenilmiş çaresizlik kavramı üzerinden bireysel psikolojiden siyasete, oradan da ekonomiye uzanan bir anlatımla, suçluyu dışarıda arama yaklaşımının çabayı bitirdiğini belirtti.
İktisatçı Mahfi Eğilmez, “Öğrenilmiş Çaresizlik” başlıklı yazısında, bu kavramın yalnızca bireysel bir psikoloji olmadığını, aynı zamanda ekonomik ve siyasal davranış kalıplarını da açıklayabilecek güçlü bir çerçeve sunduğuna işaret etti.
Eğilmez, tekrar eden başarısızlıklar karşısında sonucu baştan kabullenmenin, zamanla bireyin de toplumun da çabasını aşındırdığını belirtirken, toplumsal ve ekonomik durumlara etkilerini de anlattı.
İşte, Mahfi Eğilmez’in yazısı: Sonucu baştan kabullenmek "Psikolojide öğrenilmiş çaresizlik, kişinin tekrar eden olumsuz deneyimler sonucunda çabasının sonucu değiştirmeyeceğine inanmasıyla ortaya çıkan ruh hâlini tanımlamak için kullanılan iki kavramdır.
Özellikle Martin Seligman’ın çalışmalarıyla literatüre giren öğrenilmiş çaresizlik kavramı, bireyin denetleyemediğini düşündüğü durumlar karşısında zamanla deneme ve mücadele etme isteğini yitirmesini açıklar.
Kişi, bir konuda sürekli uğraştığı hâlde başarısız olmuş ve bu başarısızlığı değiştiremeyeceğine kendini inandırmışsa, sonucu baştan kabullenmiş demektir.
Bu kabullenişin doğal sonucu ise çoğu zaman çaba göstermeyi bırakmaktır.
Örneğin okulda bir öğretmenin kendisiyle uğraştığına ve onu sınıfta bırakmaya çalıştığına inanan bir öğrenci, o derse çalışmayı bırakabilir ve gerçekten sınıfta kalabilir.
Böylece başlangıçtaki inancı kendi sonucunu üretmiş olur.
Öğrenci bu durumda ailesini öğretmenin kendisiyle uğraştığı konusunda ikna etmeye çalışabilir; hatta bunda başarılı da olabilir.
Benzer bir durum iş hayatında da görülebilir.
Yöneticisinin kendisiyle uğraştığını düşünen bir çalışan zamanla motivasyonunu kaybeder, performansı düşer ve bu süreç işten çıkarılmasına kadar gidebilir.
Başarısızlığı dış etkenlere bağlamak Elbette bazı durumlarda gerçekten öğretmenin ya da yöneticinin haksız tutumu söz konusu olabilir.
Bu tür örnekler başka bir sorunun, örneğin mobbingin , konusudur.
Burada üzerinde durduğumuz mesele, kişinin kendi başarısızlığının nedenini sistemli biçimde dış etkenlere bağlama ve böylece kendi etki alanını göz ardı etme eğilimidir.
Öğrenilmiş çaresizlik yaşayan kişilerde hayata karşı ilgi kaybı, özgüven eksikliği, karar verme güçlüğü, dikkat ve algı sorunları görülebilir.
Uzun süre devam ettiğinde bu tablo depresyonla iç içe geçebilir.
Kişi kendi başına bu döngüyü kıramıyorsa psikolojik destek ve terapi önemli bir çıkış yolu olabilir.
Çünkü temel mesele, “nasıl olsa değişmez” inancının sorgulanması ve bireyin yeniden etki gücü olduğunu deneyimlemesidir.
Öğrenilmiş çaresizliğin toplumsal düzeyi Bu durum yalnızca bireysel düzeyde değil, toplumsal düzeyde de ortaya çıkabilir.
Belirli alanlarda başarısız olan siyasal iktidarlar, bu başarısızlıkları kendi
politika tercihlerinde aramak yerine “dış güçler”, “lobiler” ya da başka dış aktörlere bağlayabilirler.
Bu açıklama biçimi, öğrencinin başarısızlığını tamamen öğretmenin kötü niyetine bağlamasından özünde çok farklı değildir.
Eğer öğrenci ailesini buna ikna etmişse, bir sonraki yıl farklı bir öğretmenle karşılaştığında gerçeklik daha net ortaya çıkabilir.
Toplumsal düzeyde ise bu durum çok daha uzun süre fark edilmeyebilir; çünkü algı yönetimi ve siyasal iletişim, bireysel örneklere göre çok daha güçlüdür.
Ekonomide öğrenilmiş çaresizlik Ekonomide bunun çeşitli örnekleri görülebilir.
Enflasyon sorununu çözemeyen bir siyasal iktidar, uyguladığı politikaların doğruluğunu tartışmak yerine sorunu “ faiz lobis i” gibi dış bir aktöre bağlamayı tercih edebilir.
Toplumun bir kesimi, özellikle ekonomik ilişkilerin karmaşıklığı konusunda yeterli bilgiye sahip değilse, bu açıklamayı benimseyebilir.
Daha sonra farklı sorunlar ortaya çıktığında siyasal iktidar bu kez “esnafın açgözlülüğü” gibi yeni gerekçeler öne sürebilir.
Oysa ekonomik sorunlar çoğu zaman para politikası tercihleri, hukukun üstünlüğü, kurumsal güven, demokrasi standartları ve beklenti yönetimi gibi çok boyutlu etkenlerin sonucudur.
Bu ilişkileri anlatmak ve anlamak zordur; buna karşılık basit ve kişiselleştirilmiş açıklamalar çok daha kolay kabul görür.
Bütün bunların sonucunda, toplumun önemli bir kesiminde sorunların çözülemeyeceğine dair kabullenilmiş bir çaresizlik oluşabilir.
“Nasıl olsa değişmez” düşüncesi yaygınlaştığında hem bireysel hem de kolektif düzeyde çaba azalır.
Oysa öğrenilmiş çaresizliğin panzehiri, küçük de olsa değişimin mümkün olduğunu gösteren deneyimlerdir.
Birey için bu, yeniden denemek ve sorumluluk alanını genişletmek anlamına gelirken; toplum için şeffaflık, hesap verebilirlik ve eleşt
Quickly log in to access powerful streamer tools and Video Chat Rooms.
Mahfi Eğilmez Ekonomideki Psikolojik Kırılmayı Anlattı
EKONOMİ Yayınlanma: 24 Şubat 2026 - 13:36 Mahfi Eğilmez Ekonomideki Psikolojik Kırılmayı Anlattı Mahfi Eğilmez, öğrenilmiş çaresizlik kavramı üzerinden bireysel psikolojiden siyasete, oradan da ekonomiye uzanan bir anlatımla, suçluyu dışarıda arama yaklaşımının çabayı bitirdiğini belirtti. İktisatçı Mahfi Eğilmez, “Öğrenilmiş Çaresizlik” başlıklı yazısında, bu kavramın yalnızca bireysel bir psikoloji olmadığını, aynı zamanda ekonomik ve siyasal davranış kalıplarını da açıklayabilecek güçlü bir çerçeve sunduğuna işaret etti.
Sources
- Ekonomi Dünya · baglanti